GENÇ ÇİZGİ DERGİSİ (MART 2008, SAYI 23)

 

KURUMSAL GELİŞİMDE YENİLİKÇİ BİR YAKLAŞIM : AÇIK ALAN TEKNOLOJİSİ

Açık Alan Teknolojisi aynı konuda çalışan kişilerin kolayca bir araya gelmesini,  kısa sürede konuyu her açıdan ele almalarını ve ortak bir strateji belirlemelerini sağlayan bir çalışma yöntemidir. Yöntem; esnek, keyifli ve çok verimli bir ortam oluşturarak, tek tek herkesin ve tüm grubun yaratıcılık ve liderlik özelliklerinin ortaya çıkmasını sağlar.

20 yıl önce Harrison Owen’ın Amerika’da ortaya attığı yöntem, o zamandan beri 140 ülkede çeşitli kurum ve gruplarla, 5 kişiden 2000 kişiye varan çalışma gruplarıyla, 3 saatten 5 güne değişen sürelerde uygulanmaktadır.

KAHVE MOLASI KEYFİNDE ÇALIŞMA YÖNTEMİ

Harrison Owen, bu yöntemi geliştirmesinin öncesinde kurumsal dönüşüm konusunda çalışıyordu. Bir sene boyunca çalışarak büyük bir konferans düzenlemişti. Konferansın sonunda kendisine “Harrison, konferans çok iyiydi, ama bizim için en verimli bölüm kahve molaları oldu” dediklerinde düşünmeye başladı ve antropolojik çalışmalar yaparken incelediği ilkel kabilelerin karar alma yöntemlerini örnek alarak, bütün bilgi ve tecrübesini birleştirerek, günümüzün ihtiyaçlarını karşılayan bu yöntemi geliştirdi.

Kahve molası keyfinde; sonuç ve karar almayı, bunların benimsenmesini ve sahiplenilmesini sağlayacak ciddiyet ve disipline sahip, sade bir yöntem kurguladı. Böylece Açık Alan Teknolojisi ortaya çıkmış oldu.

Bundan sonraki 20 yıl boyunca yöntem verimliliğini ve başarısını farklı gruplarla ve çok çeşitli konuda yapılan çalışmalarda kanıtladı. Şu anda dünyanın dört bir yanında bu yöntemle çalışan 400 kolaylaştırıcı, binlerce kurum ve grup var.   

Örneğin, büyük şirketlerde ürün tasarımı, bütçe tartışmaları, strateji belirleme, sorun çözme, gibi konularda; okullarda eğitim yöntemi olarak aynı zamanda yönetim ve planlamada; sivil toplum kuruluşlarında tüm paydaşları bir araya getiren katılımcı çalışmalarda bu yöntem uygulanıyor.

Yöntem, konu ile ilgili herkesin daire şeklinde sıralanarak yan yana oturmasıyla başlayan bir toplantı şeklinde başlıyor. Dolayısı ile katılımcılar, konuya eşit uzaklıkta olan, çalışmaya davet edilerek, gönüllü olarak katılan kişiler. Aralarında hiyerarşik ve statüye dayanan bir  farklılık yok.

Açılıştan sonra sorumluluk almak isteyenlere biraz daha fazla söz hakkı veriliyor. Fakat bu söz hakkı da gene inisiyatif ve sorumluluk alma şartıyla ve bu yükümlülükle veriliyor. Bu söz hakkından yararlananlar o günkü gündemi ortaya çıkaracak davetler yaparak alt grup çalışmalarını belirliyor ve yönetiyorlar.

Uygulama sırasında alt gruplar arasında dolaşmak veya grup çalışmalarının dışında kalmak serbest. Yöntemin yalnızca bir tane kuralı var: İki ayak kuralı. Bu kurala göre sıkılarak ve kendinizi verimsiz hissederek hiçbir yerde durmamalısınız. Ayaklarınızı kullanabilir ve yer değiştirebilirsiniz. Hareket serbest ve gerekli. Bu kural, sorumluluk alan alt grup yöneticileri hariç herkes için geçerli ve çalışma ortamına büyük bir esneklik, dinamizm ve verimlilik getiriyor.
Çalışma sırasında  adeta bir pazar meydanı kuruluyor. Gündeme getirilmesi önerilen konular ilan panosuna asılıyor. Gündeme getirilen konular tümü ele alınacak şekilde alt grup çalışmaları yapılıyor. Gruplar arasında ve salonda gezinen, aralarında sohbet eden, bir şeyler atıştıran, çay-kahve içen, hareket halinde canlı bir katılım oluyor.

Konuşulanlar toplantı sonunda bir rapor haline getiriliyor ve herkese dağıtılıyor.      

Sonuçlar her zaman beklenenden daha iyi oluyor. Büyük şirketlerden birinde maliyet düşürmede bu yöntemle bir çalışma uygulanıyor ve maliyetlerini umduklarından 150 kat daha fazla düşürüyorlar. O günden beri ulusal ve uluslar arası çalışmalarında düzenli olarak bu yöntemi uyguluyorlar.

Benim yöntemle tanışmam 2003’te oldu. 10 sene yurt içi ve yurt dışında çeşitli firmalarda çalıştıktan sonra, 2000 senesinde iş yerlerinde daha verimli, herkesin daha iyi çalışabileceği, potansiyelini daha iyi kullanabileceği bir çalışma ortamı nasıl yaratılabilir diye düşünerek araştırmalar yapmaya, projeler geliştirmeye başladım.

Bu araştırmalar sonunda karşıma Açık Alan Teknolojisi ( Open Space Technology) çıktığında tam da bu yönteme benzer bir kurgu kafamda oluşmaya başlamıştı. Bu sebeple hiç tereddütsüz kitapları ısmarlayıp okumaya, bu konuda çalışanlarla tartışmaya ve uluslararası toplantılara katılmaya başladım.

Yöntemi kavramak, benimsemek ve uygulamak çok kolay.

Yöntemi kavramam ve benimsemem hiç zor olmadı, çünkü yöntemin işleyişi benim içinde bulunmaktan mutluluk duyduğum pek çok tartışma ve çalışma ortamıyla benzerlik taşıyordu.

2003’ten bu yana bu yöntemle ilgili çalışmalarım devam ediyor. Kolaylaştırıcılık ve danışmanlık yapıyorum.

İNTERAKTİF BİR KURUM OLMAK

Geçen sene Berlin’de bu konuda çalışan Alman arkadaşlarımla beraber, İstanbul’da Uluslararası İnteraktif Kurumlar Toplantısı düzenledik.

Bir çalışma yöntemi olarak açık alan teknolojisi, her grup ve kurumun aslında interaktif;
yani her an ilişki, iletişim ve değişim sürecinde olduğuna işaret ediyor ve interaktif olma özelliğini geliştirerek kurumların ve çalışanların çok daha başarılı olacağını savunuyor ve kanıtlıyor.

AAT ORGANİZASYON

Bu sene başında iki arkadaşımla AAT Organizasyon’u kurduk. Hem bu yöntemle yapılmak  istenen çalışmaların organizasyon ve kolaylaştırıcılığını üsteleniyoruz hem de danışmanlığını yaptığımız uzun vadeli ve süreklilik içeren projeler geliştiriyoruz.

Gaziantep Genç İşadamları Derneği / Genç Çizgi Dergisi / MART 2008 / SAYI 23

 

 
 
anasayfa | makale & yazı | basında aat | galeri | ilgili linkler | iletişim
copyright © Açık Alan Teknolojisi 2009 Tüm hakları saklıdır. Tasarım Statu CW